Ben yazmışım, hatırlamıyorum ama bayağı uzun yazmışım. Dizel bölümünü kurumlanma yönünden ele almışım;
İyi günler bana " mtutun " nickli kullanıcıdan gelen cevapları sizin için derledim okumanızı tavsiye ederim ben çok bilgilendim ve yapacaklarımı netleştirdim kafamda...
CARBON CLEAN
Karbon birikme sorununun aslında direk enjeksiyonla ilgisi yok. Ama yanma odasına direk yakıt enjekte etmesinden dolayı, enjektör memelerinin kurum birikmesinden daha çabuk etkilenmesi sonucu doğuyor.
Kurum birikme aslında her makine için doğal sonuç. Bunun 2 sebebi var, verimsiz yanma ve dizel motorlarda yakıt cinsinden ve yanma şeklinden kaynaklı problemler. Bu sebeple bu sorunun en çok turbo dizel makinaları rahatsız ettiğini söyleyebiliriz.
Daha sonra turbo benzinliler ve en az etkilenen ise atmosferik benzinliler olarak sayılabilir.
Bu problem çok ciddi sıkıntı olmaya ekjektörlü yakıt besleme sistemleri ile başladı. Hatta 90'lı yıllarda yakıt besleme sistemlerinde çok erken sorunlara sebep olduğundan ultrasonik enjektör temizleme sistemleri modası başlamıştı, ben de üzerine bir hayli çalışmıştım...
Kurumlaşma aslında silindir içinde, yanma odasının her yerinde derece derece mümkündür ama en çok enjeksiyon sistemleri ve sübaplarda meydana gelir ve en büyük problemlere de bunlar sebep olur.
Her zaman şunu söylemeye çalışırım ki, problemle başetmenin en doğru yolu, problemin ortaya çıkmasına engel olmaktır. Aşağıda daha önce başka bir forumda yazdığım bir yazıdan alıntı yapmak istiyorum,
'1- Benzini veya motorini gerçekten emin olduğunuz istasyondan alın. yeni basılmış veya çok beklemiş depodan almayın. Aracınıza yakıtı çok hızlı şekilde bastırmayın. Bu şekilde yapmak zorunda olan çok yoğun istasyonları seçmeyin. Pompacı ile dost olun, arada sırada bir küçük hediye ile samimiyeti arttırın. Sizi çok iyi şekilde yönlendirecektir. Deponuzda yakıtı çeyrek altına indirmeyin, ışık asla yaktırmayın.
2- Aracınızın yağını erken değiştirin ve her değişimde mutlaka eski yağın alt tapa açılarak tamamen boşaltıldığından ve yağ filtresinin de değiştiğinden emin olun. Aracınızda mutlaka doğru yağ ve yağ filtresi kullanıldığından emin olun.
3- Mutlaka aracınızın hava filtresini de erken değiştirin. Tazyikli hava ile hava filtresi temizliğine itibar etmeyin.
4- Bujilerinizi mutlaka zamanında değiştirin ve hatta mümkünse biraz erken değiştirin.
5- Aracınızı soğuk havalarda sık kullandıysanız, genellikle kısa mesafe kullanıyorsanız, çok dur/kalk trafiğe denk geldiyseniz, geliyorsanız, üşenmeyin zaman zaman açık trafikte biraz kullanın bu sürüş esnasında da biraz devirli kullanın. Maksimum devir demiyorum, her zaman kullandığınızdan daha devirli kullanın. Örneğin otomatikse aracınız 100 km/h ile giderken diyelim 2.500 devir çeviriyor, siz manuele alın ve bir düşük viteste 3.500 devir ile gidin bir süre. Çok değil birkaç dakika...
6- Akü ve alternatörünüzün şarj kapasitelerini sürekli kontrol ettirin.
7- Bunların dışında herhangi bir üretici tarafından tavsiye edilmeyen bir madde, katkı vb. bence kullanmayın.
Otomobillerde de durum insanlardaki gibidir. Uzun ömür ve bu ömrü sağlık ile yaşamak ne yediğinizle alakalıdır.
Otomobilinizin motorunun içine giden ve orada yanan şeylerin temizliği, doğruluğu, üreticinin dizaynındaki speklere uygunluğu çok önemlidir. Sadece bu da değil, bunların içeride mümkün olan en temiz şekilde, en artıksız yanmaları da çok önemlidir.
Bu sebeple benzin(motorin), hava çok temiz ve doğru olmalı. Bizim ülkemiz gibi havası çok tozlu ve kirli bir ülkede hava filtresi de en az motor yağı kadar önemlidir. Motor yağı motoru temizleyen, soğutan, sürtünmeyi azaltan en önemli elemandır. Motor yağı yanma artığı karbonları da kendi içinde hapsederek motoru temiz tutar. Hakeza yağ filtresi de yağı belli büyüklükteki partiküllerden temizler. Ancak yağ içindeki bu maddeler arttıkça, hem yağlama, hem soğutma özelliğini yitirmeye başlar. Ne kadar erken değişim, o kadar temiz motor, o kadar doğru ısıda çalışan motor!
Yine olabildiğince az artık ile yanma da çok önemli. Bu sebeple ateşlemede görev alan bujilerin tam zamanında ve sağlıklı ateşlemesi lazım.
Motorlar soğuk çalışma, kısa mesafe kullanımı, sürekli rölantide çalışma esnasında en fazla artık üretirler. Zaman zaman araçların devirli kullanımı, motorun hem belli ısıya ulaşmasını ve pistonların belli hıza ve sürtünmeye ulaşarak motor içini temizlenmesine de hizmet eder. Bu benzinli motorlar açısından. Dizel motorlarda ayrıca DPF filtresinin rejenerasyonunu sağlayarak, motorun normal çalışmasına yardımcı olur. Burada tekraren motorun maksimum devirlerde çalışmasından bahsetmiyorum, orta devirler yeterli olacaktır. '
Yani kısaca demek istediğim; bu problemin kaynağı olan verimsiz yanma konusu olduğundan hareketle, aracı bilinçli kullanmak ve doğru bakım prosedürü takip etmek gereklidir.
Gerçekte bu forumda çok emek harcana yazılar yazmayı sevmiyorum, çünkü sayfalar arasında heba olup, gidiyor. Ama hatırlar mısınız veya okudunuz mu? bilmiyorum, sayfalar önce dizel makinalar ve çevre gerçeği ile ilgili bir yazı yazmıştım.
Bu yazıda da dizel makine kullanımının ve bakımının zor olduğunu ve bu makinanın seçiminin 2.el gibi yapay kriterlerle değil, bilinçli yapılması gerektiğini söylemiştim. Çok fazla açmak istemediğim bu cümlelerimin özü şuydu;
- Dizel makine tercihi için rotanızın ve kullanım tarzınızın uygun olması gerekir.
- Yakıtın çok ama çok temiz, kaliteli ve motorunuzun EUR standardına uygun olduğu kesin olarak ve sürekli bilinmeli.
- Bakım periyotları ülkemiz şartları, kullanım şartları ve yakıt şartlarına göre adapte edilmeli ve üreticinin ticari kaygılarla ve teoride mükemmel şartları baz alarak (bu ülkemizde hiçbir zaman mümkün değil) belirlediği periyodik bakım aralıkları kısaltılmalı.
- Kullanımımızda üşenmeden bazı makine dostu bakımları da uygulamalıyız. En iyi bakım, sürüş esnasında yapılan bakımdır!
Sektörde dediğiniz gibi bu tartışmalı bir konudur. Ama genel olarak durum şudur;
- Bu kimyasal temizlik işlemleri yetkili servis bakım prosedürlerinde yoktur. Sadece problem varsa bazı ustalar sözlü olarak tavsiyede bulunabilir.
- Bazı ustalar buna kesin karşı olmakla birlikte, şöyle bir genel kanı vardır. Motor yaşlanmadan, kurum problemi büyümeden dizel makinalarda carbon clean gibi uygulamalar periyodik olarak yapılabilir. Yanlış hatırlamıyorsam otomobil dergilerinden birinin sorun/cevaplayalım kısmında bir usta 40 bin km de bir tavsiye ediyordu.
Ancak yine genel kanı olarak, eğer hiç yapılmadıysa yaşlı motorlarda bunun yapılmasının bazı yan efektleri olabileceği şeklindedir. Olabilir de ama uzun uzun bunun sebeplerine girmek istemiyorum.
Benim görüşüme göre ise; sebebinin verimsiz ve/veya hatalı yanma olduğu bilinen bu problemin baştan en geç ortaya çıkacağı şekilde hareket tarzı belirlemek en doğru yaklaşımdır.
Otomobil firmalarının araç satışlarında bakım periyotlarının uzunluğu da çok rol oynadığı için, sektörde çok uzun bakım aralığı belirlemek gibi bir moda başladı. Bakım periyotları da genellikle bu konulardan anlamayan müşteriler tarafından yağ servisi olarak anlaşılıyor.
Halbuki kullanım klavuzu okunduğunda yağ değişimi aralığı için kullanım tarzından, ülke ve yakıt şartlarından kaynaklı birçok değişkenin sorumluluğunun kullanıcıya bırakıldığı görülecektir.
Yukarıdaki yazımı sizinle paylaşmamın sebebi de budur. Aracımızı satın aldığımızdan itibaren, verimsiz yanmaya sebep olan kullanım, bakım, yakıt ve sarf malzeme seçimlerinden kaynaklı hataları yapmamak, motorumuzun bu problemi çok uzun kilometreler yaşamamasını sağlar.
Benim için en doğrusu budur. Yoksa sizin de vurguladığınız gibi, yapılan kimyasal karbon (kurum) temizleme işlemlerinde, bazı diğer aksamın zarar görmesi ihtimali de her zaman mevcut olabilir. Önemli olan motoru bu seviyeye getirmemek ve motorda biriken kurumun yaşı ile doğal miktarda kalmasını sağlamaktır.
Turbo için ayrı bir pasaj açıp, başka bir yazımdan aşağıya alıntı yapmak isterim;
Turbo makinaların ömrünün atmosferikler ile benzer olabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi elzemdir;
- Motor start edilir edilmez yürünmemeli ve kısa bir süre durduğu yerde ısıtılmalı. Motor gerçek çalışma ısısına gelmeden asla orta devirlerin üzerine çıkılmamalı.
- Motor yağı seviyesi sıklıkla kontrol edilmeli ve gerekiyorsa tamamlanmalı.
- Yağ ve yağ filtresi servisi, atmosferik motorlara göre yarı sürede yapılmalı. Örneğin atmosferik araçlar için 15.000 km süre öngörülmüşse, turbo makinalar için 7.500 km olarak yapılmalı. Eğer araç yoğunlukla yük altında ve performanslı kullanılıyorsa, daha da erkene çekilmeli.
- Araç hiç bir zaman durur durmaz stop edilmemeli. Mutlaka rölantide bir 30 sn bekledikten sonra stop edilmeli. Eğer motor sıkıştırılarak kullanıldıysa bu süreyi daha da uzatmakta fayda var.
- Her zaman üreticinin önerdiği yağ ve diğer malzemeler kullanılmalı ve mutlaka güvenilir, temiz ve kaliteli yakıt alınmalıdır.
Yukarıda yazdığım şeylerin birçoğu atmosferik motorlar için de geçerlidir. Ancak turbo makinaların bu konulara hassasiyeti çok daha fazladır. Yanlış kullanımlarda öncelikle turbo ünitesinin ve sonra da motorun kendisine kadar hasarlamak mümkün olabilir. Neden?
Çünkü turbo ünitesi motorun kendisinden çok daha fazla devir çevirir. Turbonun kapasitesine göre değişmekle beraber, siz 3-4.000 devir çevirirken motorda, turbo 100.000 devirin üzerinde dönmektedir. Motor gibi su soğutma sistemine de sahip değildir. Turbo ünitesinin hem yağlaması, hem de soğutması motor yağı tarafından yapılır.
Aracı çalıştırır çalıştırmaz sıkıştırmamak ve motorun ve yağın bir süre ısınmasına, incelmesine ve turboyu tam yağlama özelliklerine gelmesine izin vermek gerekir. (özellikle soğuk havalarda) Yine motoru hemen kapatmamak gerekir. Çünkü motor rölantiye indiğinde turbo halen yüksek devirlerde dönmektedir. Motoru kapattığınızda, turboyu da yağlamasız bir şekilde durana kadar dönmek durumunda bırakırsınız.
Turbo doğal olarak motorun kendisinden daha yüksek ısılara ulaşır. Hele de sıkıştırıyorsanız, yani maksimum performansta kullanıyorsanız. Bu durumda bir süre içinde turbo ünitesi korlaşmaya bile başlayabilir. Unutmayınız motor yağının özelliğini kaybetmesinin en önemli etkenlerinden birisi, yağın ömrü boyunca ne kadar ısıyı absorbe etmeye maruz bırakılmasıdır. Turbo makinalarda, yağın atmosferiklerden teoride daha çok eksilmesi (turbo sıcaklığı altında meydana gelen yanma) ve özelliğini daha hızlı kaybetmesi doğal ve teknolojinin gereğidir. Bu sebeple turbo makinalarda daha sıklıkla yağ seviyesi kontrolü ve yağ/yağ filtresi değişimini tavsiye ederim. Her ne kadar turbo makinalar için özel yağlar kullanılsa da, bunu kesinlikle tavsiye ederim.
Diğer bir detay ise, turbo ünitesi çok hassas balansta çok yüksek devir atan bir ünitedir. Dönmek için tahriği ise atılan egzoz gazlarından almaktadır. Doğal olarak verimsiz yanmaya ve daha kirli egzoz emisyonlarına sebep olan her durum, turbo ünitesinin pallerinde kurum birikmesine ve balansının bozularak dağılmasına sebep olabilir zaman içerisinde. Bundan dolayı, turbo üniteler kaliteli yakıta ve tam ve eksiksiz bakım yapılmasına daha hassastır.
Size ilginç bir şey daha söylemeliyim. Peki 1.6 turbo makinanın üretilmesi, 2.0 atmosferik makine üretilmesinden daha pahalıysa ve gerçek hayat tüketimleri de daha yüksek ise, neden Avrupa'da trend downsizing olarak gelişti?
Bunun sebebi, bizim gibi taş devrinden kalma vergi sistemi uygulayan ülkelerin, düşük hacimli motorları teşvik etmesi ve insanların halen güçlü, performanslı araç talebinin de devam etmesi. Aynı zamanda Avrupa'nın vergi sistemini NEDC adlı emisyon sürüş testlerine dayandırması ve bu testlerin kağıt üstünde, turbonun devreye genellikle girmediği, gerçekçi olmayan sürüş çevrimleri ile küçük ama turbo üniteleri ödüllendirmesi.
Turbo üniteleri gerçekten çok kontrollü kullanıldığında tüketimde çok iyi sonuçlar veriyor ama gerçek hayat kullanımlarında mümkün değil. Bu sebeple yoğunlukla 1.6 altındaki turboların, 2.0 modern atmosferiklerden daha fazla tükettiği yorum ve eleştirilerini duyuyoruz piyasadan.
Burada Mazda diğerlerinden sıyrılıyor. Turbo kullanmak yerine, atmosferik makinayı, şanzımanı, şasiyi, yani her şeyi revize ve modernize ederek kullanıyor. Avrupa dışındaki pazarlarda günümüze kadar ne dizel ünitelerin ne de küçük turbo benzinlilerin yaygınlaşamadığını görüyoruz. Bunun çeşitli sebepleri var ama burada konuyu daha fazla uzatmayayım.
Gerçekte 1.4 veya 1.6 turbo üniteleri kıyaslamamız gereken (tüketim ve performans anlamında) Mazda 2.0 Skyactiv ünitedir. Ancak ülkemizin vergi sistemi ne yazık ki buna izin vermiyor. Bu sebeple 1.5 Skyactiv ünite ile kıyaslıyoruz. Bu durumda 1.5 Skyactiv ünite performans bazında mağlup olacaktır, tüketim anlamında kazanacaktır.
Turbo makinaları seçen arkadaşlarımı da, atmosferik motoru seçen arkadaşlarımı da asla eleştirmem. Sonuçta bende bir atmosferik ve bir turbo araç var. Herkesin tercihlerine, beğenilerine saygı duymak lazım. Burada anlattıklarımı sadece tekniği ifade etmek için yazdım
[automerge]1580818976[/automerge]
Bu yazıya gelen bir cevaba çok güldüm, aşağıda size de kopyalıyorum;


emeklilikte aç kalmayacağız Veli..
'Konuya hakim muhtemelen mesleği enjektörcülük yada turbo tamirciliği olan ve yaptığı işten zevk alan birinden kapsamlı cevap almışınız.'