Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

MX-5 Test ve Bilgiler...

Konu, 'Mazda MX-5' kısmında mtutun tarafından paylaşıldı.

  1. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    1 yıl sahibi olduğum ve detaylı kullanma fırsatı bulduğum 2010 model, MX-5 Coupe Cabrio Activematic ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 1 yıllık uzun dönem testi gibi görebilirsiniz bu yorumları, umarım hoşunuza gider.

    Dizayn ve genel bakış;

    Biliyorsunuz dizayn konusu kişiye göre değişebilen sübjektif bir konu olduğundan dolayı çok yorum yapmayı sevmiyorum. Ancak konu, neredeyse otomobil olmanın yanında bir moda ikonu olmayı başarmış MX-5 olduğunda mutlaka biraz dizayn üzerine konuşmak lazım. Takip edenler biliyordur, hafif, küçük, donanımsız ama müthiş dengeli ve eğlenceli spor otomobiller kavramı İngilizler tarafından yaratılmıştır. Özellikle de Lotus markası üretimi birçok ikonik otomobil vardır bu alanda. Bu otomobillerin neden yok olduğu veya yok olma aşamasına geldiği konusunda bazı rivayetler var. Kimi der ki, İngilizler otomobil yapmayı bilmez. Bu sebeple hem kar edemediler, hem de otomobiller sorunlarıyla kullanıcılarını boğdu. Kimi de der ki; Dünya’nın yaşadığı ekonomik daralma, petrol fiyatlarındaki artışlar, çevrecilik yönüne gidişin hızlanması bu tarz ikonik, eğlenceli ama verimsiz/mantıksız otomobillerin soyunu tüketme aşamasına geldi. Sebep neyse ne! 1980’li yılların ortalarında Mazda bu sınıfın varlığını ve potansiyelini keşfetti. Ve projenin Japon başmühendisinin kafasında bir ışık çaktı. Dedi ki, çok sevilen Lotus dizaynına, verimlilik ve sorunsuzluk eklesem acaba ne olur? Ne oldu biliyor musunuz? Bir baş yapıt, bir satış rekortmeni, bir moda ikonu, bir sportif sürüş ikonu ortaya çıktı. Lotus’tan ilham alan Mazda, kulağı kat be kat geçti. Bu neye benzedi biliyor musunuz? Futbolu keşfeden İngilizlerle, Japon milli takımının her oynadığı maçı Japonların farklı kazanması gibi bir şey oldu. Demek ki, bir şeyi keşfetmek demek, en iyi yapmak anlamına gelmiyor!

    1989 yılında ilk versiyonu ortaya çıkan MX-5 geçirdiği tüm yenilenmeler, makyajlar, geliştirmelere rağmen, ilk ortaya çıktığı fikri ve dizaynı halen koruyor. Küçük, alçak, hafif, dengeli ve sevimli. Üstelik son geçirdiği makyajla birlikte hem elektrikli açılır sert tavan opsiyonuna da kavuştu, hem de 6 ileri activematic otomatik şanzıman opsiyonuna. Dış dizayn oldukça yuvarlak hatlı, sert çizgilerden yoksun, hırçın görünmekten çok sevimli görünen tarzda. Bu yönüyle biraz kız arabası tarzı da var. Dünya’da ki en büyük rakibi olan Honda S2000’e bakarsanız eğer, onun dizaynının ise tam tersine, köşeli, sert ve keskin sporcu görünümlü olduğunu fark edersiniz. Honda Mazda’dan ilham alarak bu aracı tam 10 yıl sonra geliştirdiğini düşünürseniz eğer, dizayndaki bu ayrışma ilginç!

    Aracın iç mekanı da, ait olduğu sınıfa çok uygun. Minimalist, yani herşey basit, kolay anlaşılır ve kullanımı kolay. Hiçbir süslü kısım ya da ileri teknoloji görünen bir donanım ya da dizayn unsuru yok. Plastik ve kullanılan malzeme kalitesi tek kelime ile vasat! Ama bu o kadar da kötü bir şey değil. Çünkü sahil yolunda havalı ve lüks bir şekilde gezebilmeniz için dizayn edilen, daha doğrusu sportif görünen ama sportif unsurlar taşımayan bir Mercedes CLK ya da SLK içerisinde değilsiniz sonuçta. Bu sınıf sürücülerin sadece sürüşe ve sürüş keyfine konsantre olmaları gereken, otomobili yaratırken mühendislerin bütçenin büyük kısmını motor, mekanik ve şasiye ayırdıkları, kullanıcılar için donanım, iç mekan lüksü gibi unsurların öncelikli olmadığı bir sınıf! Saf sürüş keyfi sınıfı yani! Sonuç olarak bir Mazda 3 otomobilde sizin için kabul görmeyecek basitlikte dizayn ve malzeme kalitesi size MX-5 içerisinde keyif veriyor. Çünkü amaca yönelik bir dizayn olduğunu anlıyorsunuz.
     
  2. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    Donanım;

    Garip! Bu sınıfta donanım her zaman 2. Planda olmuştur ve açıkçası bu donanımların olmasındansa, bunların olmaması ve yapacakları ağırlıktan kurtulmak hep önde gelmiştir. MX-5 ve S2000 gibi modeller de her zaman sadece sürüşe ve temel güvenliğe yetecek donanımlar olmuştur. Bu sınıf öyle bir sınıftır ki, bir Cd çalar bile standart değildir. Çünkü öyle bir otomobil dizayn eymeniz gerekiyor ki, hem tüketimi düşük olacak ve çevre normlarını karşılayıp, satışına devam edilebilecek (bkz RX-8 satışlarının emisyon normları yüzünden durması) hem de size keyif verecek bir performansa ve viraj çevikliğine sahip olacak.

    Fakat Mazda da son dönemdeki rakiplerin konfor ve lükse odaklanmasına sessiz kalamamış olacak ki, bu 2010 model versiyon neredeyse full donanım. Bose 7 hoparlörlü müzik sistemi, 6’lı CD değiştirici, otomatik klima, otomatik camlar, elektrikli tavan, cruise kontrol, otomatik şanzıman, xenon farlar, far yıkama, 17’ alüminyum jantlar vs…. Bir Mazda 6’dan farklı bir donanım değil yani… Aslında Mazda da, MX-5’in zaman içerisinde hem dizayn olarak yumuşamasından hem de donanımın artarak, bunun araç ağırlığını 1.200 kg seviyesine getirmesinden pek memnun değil. Çünkü bu ekstra ağırlık aracın performansını sınırlarken, tüketimi de arttırıyor. Aynı zamanda ön arka ağırlık dengesi de bozuluyor ve ağırlığı artan kasanın viraj içindeki o meşhur dengesi ve tadı bozulmaya başlıyor. Kısaca MX-5’in özünden saparak, daha çok lüks,konforlu sportif araçlar sınıfına kayması ve ikonik aracın ikonik müşterilerinin gözünden düşmesi gibi bir endişe var. Bu sebeple bir sonraki jenerasyonun (büyük ihtimalle 2013 yılı sonuna doğru) motor hacminin 1.6 litre olması ve ağırlığının ciddi şekilde azaltılarak, piyasaya 1989’da ilk çıktığı 1.000 kg’nun hemen üstü durumuna yaklaştırılması planlanıyormuş…

    Motor ve şanzıman;

    Motor 2.0 litre, 160 bg ve 188 nm maksimum tork. İlk defa MZR motor kullanacağım. MaZeRet değil, tabi! Beygir gücünün 2.0 litre, atmosferik motorlar klasmanında iyi olduğunu ama torkunun ise düşük olduğunu düşünüyorum. Sonuçta bu kasa hafif bir kasa ve yeterli performansı, otomatik şanzımana rağmen vereceğine inancım var. Motor beni yanıltmıyor ve gerçekten yeterli olanı düşük devirlerde, ve gayet yeterli olanı ise yüksek devirlerde veriyor. Otomatik şanzıman ise beni yanıltıyor ama pozitif yönde. Bu şanzıman gerçekten harika. Geçişleri pürüzsüz, sarsıntısız ve tam zamanında. 6 ileri olduğu için vitesler arasında hiç boşluk hissetmiyorsunuz. Programı tam olması gerektiği gibi yapılmış. Bu aracın ağırlığına, motorun karakterine terzi gibi dikilmiş şanzımanın programı. Öyle ki, 6 ileri manuel, hem de direksiyondan pedalla kullanma imkanı olduğu halde, otomatik kullanmak sizi tatmin ediyor. Hiçbir zaman yanlış viteste kaldım demedim bir yıl boyunca. Manuel kullanmak da aynı oranda keyifli. Manuel modda da değişimler hızlı ve pürüzsüz. Kısacası şanzımanı çok beğeniyorum, öyle ki, diğer günlük kullandığım araçtaki şanzımanım da keşke bu olsa diyorum. Aslında bu garip bir istek! Çünkü diğer günlük aracım olan Subaru Outback’te kullandığım otomatik şanzıman, MX-5’teki şanzımanın selefi! Yani halef ve selef! Yani halef ve selef arasında bu kadar mı lezzet farkı olur? Merak edenler için hem Mazda, hem de Subaru otomatik şanzımanları için Japon üretici Jatco ile işbirliği halindeler. Mazda da kullanılan 6 ileri activematic şanzıman, Subaru da kullanılan 5 ileri sportshift şanzımanın geliştirilmiş versiyonu. İnanın şanzıman mükemmel, öyleki düz vitesi bana hiç aratmadı. Motor sakin sürüşlerde yeterince sessiz, devirli kullanımlarda gürültülü. Ama bu motorun sorunu değil, araçta ağırlık azaltmak için izolasyon malzemesi eksikliğinden kaynaklı. Zaten bu tip otomobillerde motor sesi ve egzoz sesi duymak tercih edilen bir durum. Mazda mühendisleri egzoz sesi üzerine güzel çalışmış. Ses gerçekten lezzetli ve spor bir araç sürdüğünüzü hissettirecek tınıda. Ama seviyesi biraz düşük, devirli kullanımda motor sesi altında eziliyor. Motor sesi ise ne yazık ki, Honda V-Tec ya da Subaru Boxer tadında değil.
     
  3. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    Sürüş, yol tutuş, eğlence;

    Aracımızda sürüşte zevk vermeyi sağlayabilecek neler var buna bir bakalım;

    Hafif kasa,

    Mükemmele yakın ön/arka ağırlık dengesi,

    Alçak şasi ve bunun getirdiği alçak ağırlık merkezi,

    Ergonomi/kullanışlılık gibi unsurlar hiç düşünülmeden, şahsına münhasır dizayn edilmiş sportif kasa. Yani iç mekan hacmi, bagaj hacmi önemli olmadığından yan değil dik ve olabildiğince geriye yerleştirilmiş motor, şanzıman. Arka aksa daha yakın oturan sürücü.
    Aracın kasasının her ucuna son derece yakın dizayn edilmiş tekerlekler. Yani çok kısa tampon/tekerlek mesafeleri. Bu sayede araçta ağırlık yapan her unsurun dingil mesafesi içerisinde kalması

    Arkadan itiş! Yani performanslı kullanımda size yola tutunmanız konusunda daha iyi bilgi verebilecek bir direksiyon sistemi. Neden çünkü arkadan itişlilerde ön tekerleklerin tek görevi aracı yönlendirmek. Torque steering (yani gazladığınızda ön tekerleklerin sizi sağa sola çekiştirmesi) olayı yok. Böylece direksiyona hakim mi olacaksınız, arabayı mı yönlendireceksiniz durumu yok! Ayrıca önde yan duran motorlardaki, birbirine eşit olmayan aks uzunluğu durumu yok. Bu durum tam gaz kullanımlarda 2 ön tekerleğe farklı güçler iletilmesine ve direksiyon çekmesine sebep olur. Ayrıca arkadan itiş motorun ve şanzımanın (ki, otomobillerde yekpare en ağır parçalardır) kabine doğru daha geride yerleştirilmesine de izin veren seçimdir. Önden çekişli araçlarda genellikle motor ve şanzıman önde,yan dururlar ve ön aksın üzerinde ve hatta zaman zaman önünde yer alırlar. Bu durum ön tarafın ağırlığını arkaya göre arttıran, virajlarda gaza yüklendiğinizde burundan viraj dışına kaymaya ve gaz bırakma esnasında da arka tarafın viraj dışına daha çabuk kaymasına sebep olan durumdur. Ayrıca tekerleklerin üzerinde kalan ve daha da kötüsü önünde yer alan ağırlıklar, aracın burnunun aşırı sağa/sola salınımına sebep olur.

    Vay canına! Bu yazdıklarımı tekrar okudum, MX-5 literatüre göre gerçek bir spor otomobil! Yani spor otomobil olmak motor gücüyle ilgili bir durum değil. Benim Outback’im 245 beygir gücünde ama spor bir araç değil. Ama bu 160 beygirlik Mazda saf bir spor otomobil. (mesela Honda S2000, Nissan 350Z, Subaru BRZ, Toyota Supra, Mazda RX7/8) Yukarıda spor olma kriterlerini verdim. Bu verilere sahip olup, inanılmaz güçte olan otomobiller de süper spor otomobil sınıfında sınıflanıyorlar. (mesela Ferrari, Maserati modelleri, ayrıca McLaren, Lotus gibi özel yapımlar) Eğer bu özelliklere donanım ve biraz da konfor eklenirse, lüks spor otomobil sınıfını elde ediyorsunuz. (mesela Mercedes CL, BMW 6 coupe) Önden çekişli ve zaten var olan bir HB ya da sedan otomobilde daha güçlü motor ve daha sert ayarlı süspansiyon sistemi kullanılarak, biraz da alçaltılarak üretilen ve gerçekte spor otomobil olmayan araçlar da var. Bunlar spor otomobil değil, var olan HB araçların sportif versiyonlarıdır. (mesela Honda Civic Type-R, Mazda 3 MPS, Golf GTI, VW Scirocco, Renault Laguna Coupe, Megane RS, Focus ST) Bunların bazıları gerçekten ciddi modifikasyonlardan geçirilmiş olsa da ve sportif anlamda başarılı olsalarda, saf spor otomobiller değildirler. Hafta sonu ailenizle seyahat edeceğiniz, iç mekanı ve bagajı HB versiyonla aynı ve kullanışlı, tatile de gidebileceğiniz, benzin rahatsız etmiyorsa işte de kullanabileceğiniz otomobillerdir bunlar.

    Yani spor otomobil kriteri, motor kuvveti veya daha hızlı 0-100 hızlanma verileri, kapı sayısı, üstünün açılıp, açılmadığı değildir. Tüm konseptin şahsına münhasır (yani başkaca bir aile otomobili ile paylaşılmadan) dizayn edilmesi, dizayndaki önceliğin ise sportif sürüş keyfi verecek unsurlar olması (yani şasi dengesi, direksiyon netliği, drift sevenler için drift kabiliyeti vb) ama asla ve asla ergonomi, bagaj hacmi, iç mekan hacmi, tüm koltukların konforlu olması, omuz mesafesi, diz mesafesi gibi unsurların öncelikli olarak gözetilmediği bir dizayn olmasıdır.

    Spor otomobil kriterlerini de bu kadar detaylı açıkladıktan sonra, gelelim MX-5 gerçekten ikonik olmaya değecek sürüş keyfine sahip mi? konusuna. Yukarıda saydığımız herşey MX-5’te olduğuna göre olmalı ve sahip de…

    Direksiyon muhteşem derecede hızlı ve net tepkili, şehir içinde de, sportif virajlarda da. En yüksek zorlamanızda bile size motorun uyguladığı gücü değil, yolu hissettiriyor. Frenler harika, hem güçlü hem de kolay dozlanır. Ayrıca sert frenaj altında aracın dengesi de iyi. Motor bir performans canavarı değil, hele de otomatik şanzımanla birlikteyken. Ama dediğim gibi, size her pozisyonda yeterli olanı ve bazen de fazlasını bile veriyor. Eğer bir drag ya da Rolling hastası değilseniz, bu aracın performansı tam size göre. Özellikle 43 yaşında, göbekli ve Nirvana’ya ermiş, şimdi buradan geri nasıl dönülüyordu yahu? diyenler için birebir uygun! Drag veya Rolling hastaları, siz de bir S2000 alın ve sizin deyişinizle modlayın kardeşim ama bu aracın mükemmelliğine dokunmayın! NOT; Dikkatle ve emniyetle ve de kurallara uyarak sürün tabi ki!

    Aracı çok rahat kalkışlarda patinaja düşürecek, ya da drifting yapacak güç var motorda. Şaşırtıcı derecede 60,70,80 km/h hızlarda seyahat ederken verilen tam gazlarda, özelliklede viraj dönüyorsanız, aracın arkasında hissedilen hareketlenmeler ve sizin direksiyon müdehaleleri ile toprlamanız çok keyifli. Özetle araç bir performan canavarı değil ama son derece yeterli ve keyifli bir makine! Şasi o kadar dengeli ve mükemmel ki, çok daha güçlü bir motoru ve daha sert bir süspansiyon/yürür aksamı bile kaldırabilir. Gerek var mı peki? Bence yok, çünkü MX-5 zaten bu. Abartan değil, dengeli, emniyetli bir keyif makinası!

    Evet! MX-5 işte tam da budur! Otomobil değil, bir sürüş makinası!
     
  4. faroz_52

    faroz_52 Aktif

    Abi rx-8 den sonra bu yazınıda dikkatle okudum espirili kısımlarda gayet tat bıraktı hafızamda...Hayatımda hiç 2 kişilik bir spor araba hayali gütmediğim için uzak olduğum bir sınıf bu iki yazını okuduktan sonra gene bazı sorularım var...
    Rx-8 vs mx-5 bu iki aracı kıyasladığında hangisini tercih ederdin?
    İllaki ikiside birbirinden bağımsız bambaşka araçlar bu soruyu sadece tercihini hangisinden yana kullanacağını merak ettiğim için soruyorum...
    Ve sebeplerini de merak ediyorum benim için bu kıyaslama ve kişisel tercihin önemli...Çünkü aklımdaki puzzle parçaları böylelikle daha rahat oturacak :) :)
     
  5. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    Mobil cihazdan yazdığım için şimdilik kısaca cevap vereyim. 10 kere aralarında seçim yapsam 10 kere RX-8 tercih ederdim...

     
  6. faroz_52

    faroz_52 Aktif

    Devamını bekliyorum :)
     
  7. immmir

    immmir Aktif

    Araç Markası:
    2012 Mazda 3 Touring D
    Araç Renk ve Tip:
    Kristal Beyaz-Sedan
    Mustafa üstad yine döktürmüş,

    tüm yazıları birer ders ve bilgi notu niteliğinde, daha önceki RX8 yazılarını okuyunca bende ondan mı alsam diye içimden geçirmiştim inanın, ama hala da diyorum imkanım olursa kendime emeklilik hediyesi olarak RX8 alıcam bi tane, ozamana kadar bebeler de okula vs biryerlere giderler nasıl olsa, tadından yenmez vaaaallllaaa.
    hoşçakalın
     
  8. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Aynından ben de düşlüyorum abi
     
  9. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    En kötü forumdan 12 kişi beraber alırız, herkes 1 ay kullanır yılda... yılda bir aylığına da olsa 80'ler dizisinde oynuyormuş gibi hissedebiliriz emekliliğimizde.

     
  10. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Bu fikri hayata geçirelim, tarihe geçelim
     
  11. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    Benim yaptığım tercihin araçların birbirlerine olan üstünlüğünden çok, araçların sürüş karakterinin benim beğenilerime olan uygunluğu ile ilgisi var, Enes.

    Otomotivde genel olarak kabul gördüğü üzere, dingil mesafesi kısaldıkça araçların viraj dinamizmi, çevikliği artar, ama sürüş konforu azalır.

    MX-5 bu yönü ile virajlarda bir go-kart havası ile ilerliyor. Sana sürüşün hemen hemen tamamında bir otomobilden çok bir sürüş makinası, yani hafta sonu eğlencesi gibi hissettiriyor. Ama dingil mesafesi çok kısa olduğundan viraj içi tümseklerdeki sekmeler araç şasisinde benim sevmediğim etkileşimlere sebep olabiliyor. Bu yönüyle sportif sürüşü yeni öğrenenler için öğretmen havasında, affedici bir otomobil ama normal kullanımdaki RX-8'in sahip olduğu sürüş konforu ve normal araç hissiyatına sahip değil.

    RX-8 ayrıca uzun dingil mesafesine rağmen çok atik ve çevik bir araç. Üstelik viraj içi tümseklerden geçerken ilk dingil darbeyi aldığında, bu darbe arkaya gimeden ön kendine geliyor.

    Aracın sürüş karakteri bana çok daha uygun.

     

Sayfayı Paylaş