Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Emisyon Testi Skandalının Volkswagen'in Dışında 3 Marka Araçta Daha Yaşandığı Ortaya Çıktı

Konu, 'Gündem' kısmında ktaskan tarafından paylaşıldı.

  1. ktaskan

    ktaskan Aktif

    Araç Markası:
    2014 Mazda 3 Power
    Araç Renk ve Tip:
    Sedefli İnci Beyaz
    Emisyon testi skandalının Volkswagen'in dışında üç marka araçta daha yaşandığı ortaya çıktı

    İsveç'te 4 silindirli 2 litre TDI motora sahip Volkswagen dışında emisyon testlerinde hile yapılmış Audi, Skoda, Seat marka 61 bin aracın olduğu ortaya çıktı.

    Avrupa'nın en büyük otomobil üreticisi Volkswagen'in (VW) emisyon testlerinde hile yapıldığının ortaya çıkmasından sonra İsveç'te aynı tip motora sahip farklı markalarda 61 bin araç olduğu açıklandı.

    İsveç Ulaştırma Kurulu (Transportstyrelsen) emisyon testlerinde hile yapıldığı öne sürülen 11 milyon araçtan 61 bin 686'sının İsveç'te olduğunu bildirdi.

    Yapılan açıklamada, 4 silindirli 2 litre TDI motora sahip Volkswagen'den başka Audi, Skoda, Seat marka otomobillerinde de bulunduğu belirtildi.

    Konuyu değerlendiren Çevre ve İklim Bakanı Åsa Romson, daima çevreye daha az karbondioksit salan araçlar hayal ederken böyle bir skandalın ortaya çıkmasının kendisini hayal kırıklığına uğrattığını söyledi.

    Yapılacak şeffaf soruşturma sonucunda herhangi bir şey tespit edilmesi durumunda ülkesinin ona göre hareket edeceğini söyleyen Romson,İsveç Ulaştırma Kurulu'ndan da konuyla ilgili rapor istediğini belirtti.

    İsveç Volkswagen Şirketi Sözcüsü Marcus Thomas ise yaşanan olaylardan dolayı çok üzgün olduğunu ve konu hakkında Almanya Yönetim Kurulunun yaptığı açıklamadan başka diyecek hiç bir sözünün bulunmadığını bildirdi.

    SM-N910C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
     
    Son düzenleme: 24 Eylül 2015
  2. kadir

    kadir Aktif

    Araç Markası:
    Mazda 3 A/T İmp. 2012
    Araç Renk ve Tip:
    Karamio-Sedan
    Bunlar mevcut ortaklar zaten dostumun dostu dostumdur diyerek paylasimda bulunmuslar bu grup a ayit baska hangi firmalar vardi?
     
  3. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Volkswagen, Skoda, Seat, Audi, Porche, vs hepsi bu işten payını alacak galiba. Hileli nasıl yapıyorlar emisyonu ki acaba, şimdiye kadar hiç mi ölçüm yapılmamış ilgili ülkelerde ?
     
  4. PAN

    PAN Katılımcı

    Araç Markası:
    Mazda 3 sedan 2015
    Araç Renk ve Tip:
    Power Sense Kırmız
    Yazılım şöyle işliyormuş. Araç test için banta alınıyor bant üzerinde çalışırken egzoz ölçümü yapılıyor. Araç bant üzerinde boşta çalıştığını algılayınca yazılım devreye giriyormuş.

    Son derece ciddi ve planmış ve yüksek teknoloji içeren bir dolandırıcılık biçimi.

    Emisyon değerleri tutmayan araçları bu sayede satabiliyor. Teknolojik yatırım maliyetinden kurtuluyor. Araçlar bu sayede ucuza üretilip pahalı satılıyor.
     
    hakan_emre ve ezmocesteri bunu beğendi.
  5. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Adamlara bak ya, kafayı oraya yoracaklarına mühendisleri yorsaymışlar ya
     
  6. faroz_52

    faroz_52 Aktif

    DAASSSSSS AUTO diyorumm çeviriyorum
    CISSSS AUTO :)
     
  7. domestos

    domestos (Veli Azak) Yetkili Kişi

    Araç Markası:
    Mazda 626 GF 1998 AT
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz-Sedan
    Kağıt üzerinde; sahte turbo beygirleri ile de emisyon kağıt üzerinde istenilen şekilde çıkarılabiliyor diye biliyorum... Bu yüzden de turbo ve özellikle dizel işini sevmiyorum...
     
    naziii bunu beğendi.
  8. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Veli abi dizel candır #dizelimedokunma :D
     
    immmir bunu beğendi.
  9. domestos

    domestos (Veli Azak) Yetkili Kişi

    Araç Markası:
    Mazda 626 GF 1998 AT
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz-Sedan
    Sen böyle dedikçe; bir adım daha FS DOHC motora yaklaşıyorsun dikkat et... :D
     
    naziii bunu beğendi.
  10. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Öyle demeyeydin eyiydi
     
  11. immmir

    immmir Aktif

    Araç Markası:
    2012 Mazda 3 Touring D
    Araç Renk ve Tip:
    Kristal Beyaz-Sedan
    Günaydın iyibayramlar, bu haber gerek tv de gerekse yazılı basında çok yer bulmadı, neden acaba, bir çuval para verip kazıklandığını ve aldatıldığını öğrenen ww hastası ve dahası manyakları ne yaptılar aceba?
     
    ezmocesteri bunu beğendi.
  12. PAN

    PAN Katılımcı

    Araç Markası:
    Mazda 3 sedan 2015
    Araç Renk ve Tip:
    Power Sense Kırmız
    Doğuş grubu medyanın en büyük reklam verenlerinden biri bu nedenle üzerine gidemiyorlar. Ancak olay çok büyük yakında Türkiye'de de patlar.

    Bende merak ediyorum suratlarını doğrusu.
     
  13. domestos

    domestos (Veli Azak) Yetkili Kişi

    Araç Markası:
    Mazda 626 GF 1998 AT
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz-Sedan
    Bizim insanımızı kandırmak çok basittir... Bulurlar kılıfını... Siyaseten zaten güçlü durumdalar. Doğuş'a bir şey olmaz... Sıra yazmaya devam ederler. Kaç kişi emisyon ne biliyor mu bakalım.
     
  14. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Örn; bizim ülkemizdeki araçlarla alakalı değil bu emisyon durumu, sadece ABD ye gönderilenlerde varmış, yersen !
     
  15. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    Öncelikle ben temel olarak hiçbir ülkenin veya kıtanın emisyon normlarını peşinen doğru kabul etmem. Çünkü gözümüzde çoğu zaman yücelttiğimiz ülke ve birliklerin çok güçlü lobi grupları olduğu ve hükümetlerinin de kendi ülke ekonomilerini, endüstrilerini ve istihdamlarını korumaya bazen çevre ve insan sağlığından bile daha çok önem verebildiklerini düşünürüm. Bu sebeple bilgi ile neyin ne olduğunu anlamaya ve analiz ederek,değerlendirmeye ve doğruyu bulmaya çalışırım.

    Gerçek şu ki, Avrupa Birliği emisyon normları çok fazla karbondioksit ağırlıklıdır (CO2) Bu konu yeni bir tartışma da değil üstelik.Zaman zaman otomobil basını tarafından bu tartışma gündeme taşınmıştır. Son dönemde olan olaylardan sonra şimdi nihayet daha da sert tartışılıyor ve benim yıllardır söylemekte, yazmakta olduğum şeyler alenen konuşuluyor.

    ABD emisyon normları da çok fazla zehirli gazlar (CO ve NO bileşikleri) ve partikül emisyonu ağırlıklıdır.

    CO2 doğal bir gaz olup, tüm canlıların da salgıladığı ve tekbaşına zararsız bir gazdır. Ancak salınım miktarının artması ve CO2’yi sentezleyerek tekrar O2’ye çeviren yeşil tabakanın giderek azaltılması yüzünden, dönüştürülemeyen miktar atmosfer tabakasında birikerek Dünya’nın ısı düzeyinin artmasına ve iklim değişikliklerine sebep olmaktadır. Bu sebeple uzun vadede CO2 salınımlarını azaltmak ve ormanların korunması çok önemli. CO2 tüketim miktarı ile orantılı bir salınımdır. Bu sebeple litre tüketimi yüksek benzinli motorlarda muadil dizellere göre km başına CO2 salınımı daha yüksektir.

    CO ve NO bileşikleri ise doğrudan zararlı ve insan sağlığını derhal çok olumsuz etkileyen zehirli gazlardır. Aynı zamanda partikül miktarı da ortamda asılı kalarak, soluduğunuz hava ile direk ciğerlerinize giden ve kansorejen etkisi çok yüksek materyallerdir. Bu gazlar ve partiküllerin ise tüketilen miktar yanında, yakıtın ve yanmanın cinsi ile de çok direk ilişkisi vardır. Bu sebeple dizel motorların tüketimleri düşük olsa bile CO, NO ve partikül emisyonları muadil benzinli motorlara göre daha yüksektir.

    İki farklı kıta emisyon kurallarını farklı önceliklere göre neden koyar? Neden bilimsel gerçeklerden yola çıkıp, tüm bu salınımları eşit önemde görmez? Burayı ben çok yorumlamak istemem. Çünkü yetkililer tarafından böyle bir açıklama yapılmadığına göre bizimkiler tahmin bazında kalacaktır.

    Ancak Avrupa ile ilgili bir tahminde bulunabilirim. Japon otomotiv endüstrisinin ABD pazarında ne kadar hakim olmaya başladığını gören Avrupalı üreticiler, büyük ihtimalle kendi kıtaları dışında satılmayan bir motor türünün Japonlar tarafından sadece Avrupa için üretilmesinin ekonomik olmayacağını düşünmüş olmalılar. Gerçekten de son 15 yılda büyük bir ivme kazanan dizel motorlu binek otomobil üretiminde Japonlar Avrupalılara çok uzun süre cevap veremediler. Bu sayede Avrupa pazarı Avrupalıların büyük bir hakimiyeti ile devam etti, halen de öyle. Ancak bu dizel motorluları Avrupalılar da Avrupa dışına satamadılar ve çok ilginç bir durum meydana geldi.Avrupa’da en çevreci motor diye hükümetlerce vergisel anlamda teşvik edilen dizel motorlar, Avrupa dışına çevreyi çok kirletiyorlar diye satılamadı çok uzun yıllar…

    Tabi Avrupa’da, özellikle de büyük metropollerde hızla artan dizel motorlu otomobiller, ciddi şekilde hava kirliliğini de arttırmaya başlayınca bazı çatlak sesler duyulmaya başladı. Üstelik artık Japonlar da dizel makinalarını üretip, rekabete hızlı şekilde katılmaya başladılar. Kendi ülkelerinde satmadıkları bu makineları Avrupa’da satmaya başladılar. Londra Belediye’si 2020 yılında Londra merkezine girecek EURO 6 olmayan dizel motorlu araçlara çevre vergisi uygulamaya başlayacak. Yine Avrupa’nın regülasyonlar olarak en gelişmiş ülkesi olan İsveç’te dizel otomobillerin sayısını kontrol altına almak için motorin fiyatı benzin fiyatından fazla uygulanıyor. Ayrıca dizel otomobillere ekstra çevre vergisi uygulanıyor.

    Her iki yakıt türünün de, yani içten yanmalı, fosil yakıtlı motorların hepsinin çevreye zararlı olduğu tartışmasız. Kıtaların, ülkelerin de kendi endüstrilerini korumak bazlı bazı konuları eksik görme eğiliminde olduğu da aşikar.

    Şimdi gelelim benim size demek istediğim ana konuya; Bu iki motoru verdikleri zarar olarak kıyasladığımızda dizel makinanın daha kirli ve zararlı olduğu açık bir gerçek. Bunu anlamak için mühendis olmaya da gerek yok aslında, kendi hayatımızdan basit örnekler verebiliriz. Dışarıda yürüyüş yaparken yanımızdan benzinli araç mı, dizel mi geçtiğinde çok kesif bir koku ile uzun süre muhatap oluyoruz? Dizel araçların sayısının artmasından sonra AVM otoparklarının kokusunda bir değişiklik olmadı mı? Burnunuzu kapatmadan aracınıza yürümekte zorlanmıyor musunuz? Ben 46 yaşındayım. Gençliğimde camlar açık gezerdik. Daha sonra dahili sirkülasyon tuşunu ancak dizel otobüs ve ticari araçlar önümüze geldiğinde kullanmaya başladık. Şimdi her trafik sıkıştığında ben dış havalandırmayı hiç açamaz hale geldim.

    Aslında bu konuyu çok tartışmaya da gerek yok. Çünkü benzinli motordan farklı olarak motor üreticisi dizellere DPF (diesel particulate filter) ve AD Blue kimyasal tepkime sistemi koyarak zaten bize mesajveriyor.

    Bakın size çok ilginç bir bilgi vereceğim. Bütün vergilendirme sistemini CO2 üzerine kurmuş olan AB’ye ait EU5 normunda benzinliler için öngörülen NOx salınımı km başına maksimum 60 mg dir. Aynı veri EU5 dizel makine için km başına maksimum 180 mg dır.

    EU6 benzinli motorlar için bu NOx salınımı maksimum 60 mg/km kaldı. Dizeller içinse EU6 da bile 80 mg/km maksimum.

    Zaten farkındaysanız son dönemde tartışılan konular tamamen dizel motorlar üzerinde geçiyor. Üstelik sadece ABD’de değil artık bu tartışma,Avrupa’ya da uzandı…

    Neyse uzatmayayım dedim yine uzadı, kusura bakmayın.Sonuçları şöyle özetleyeyim;

    1-Galerilerin ellerine aldıkları ucuz bir boya kalınlık ölçer ile yarattıkları boyalı dış panel efsanesi gibi ülkemizde bir de dizel otomobil efsanesi yaratıldı. Yılda 3-5 bin km yapan insanlar ikinci elde değer kaybeder korkusu ile dizel otomobillere kanalize edildi. Bu durum dizel otomobil satışlarının ciddi boyutta artmasına, aynı şekilde de çevre kirliliğinin de artmasına sebep oluyor. Halbuki benim şirketimde yaptığım gibi, dizel motorlar gerçekten ihtiyaç analizi ile seçilmeli, ikinci el endişesi ile değil.

    Unutulmamalı ki, dizel makineların kullanımları bazı şartlar gerektirir. Örneğin kısa mesafe kullanımını sevmezler. Yanlış kullanılan dizel makineların emisyon ve diğer teknik donanımlarının erken yıpranması ve çevreyi planlanandan daha fazla kirletmesi muhtemeldir. Bu sebeple bir dizel makine seçerken ikinci el kriteri yerine, yıllık kilometre, bu kilometrenin hangi şartlarda yapıldığı gibi kriterlerin iyi hesaplanması gerekir. Üstüne de dizel motorun sadece tüketimi değil, uzun vadeli bakım maliyetleri de benzinli ile kıyaslamaya alınmalıdır.

    Özellikle emisyon donanımının(DPF filtresi gibi) değişim zamanı geldiğinde bakım maliyetleri çok ciddi artar. Bu maliyetlerin artması da, bu araçları 100.000 km üstü alanların bu tip emisyon donanımlarını iptal etmeleri ve zaten bu donanımla uyabildiği EU normundan çok daha fazla zehirli gaz ve partikül yayma ihtimali bulunan dizel makinenın tam bir çevre katili haline gelmesine sebep olur.

    2-Ülkemizin en önemli ithalatı enerjidir. Bunun da önemli bir kısmı petroldür. Petrol organik ve doğal bir enerji kaynağı olduğundan dolayı, bir varilinden üretilen motorin, benzin, uçak benzini, plastik hammaddesi vb. materyallerin miktarı bellidir. Ülkemizde ticari ve tarımsal araçların tamamı zaten mecburen motorin kullanıyor. Bir de kontrolsüz bir şekilde motorin fiyatları ucuz tutularak (ki,gerçekte benzinden ucuz değildir, üzerindeki vergisi düşük tutularak ucuzsatılıyor) dizel binek araç sayısı artınca çok garip bir duruma geldik. Bir varil petrolden 1 lt motorin üretmek için belli bir miktar benzini üretmek zorundasınız. Ama artık bu benzini ülke içinde satacak yeriniz yok. Peki ne yapılıyor o zaman? Boşta kalan benzin maliyetinden Irak’a satılıyor ve biz motorin üretebilmek için tekrar petrol ithal ediyoruz.

    Yorumu sizlere bırakıyorum.

    3-Asla ve kata dizel motor tercihi yapan arkadaşlarımıza bir eleştirim yoktur. Benim şirketimde ben de dizel otomobil satın alıyorum. Sadece ikinci el gibi yapay kriterler yerine, yapılacak kilometre, aracın kullanım rota ve şekli, uzun vadeli her unsuru içeren maliyet analizi vb. kriterler ile karar veriyorum. Şirketimdeki dizel benzinli araç yüzdesi yaklaşık %50-%50!

    Bu sebeple lütfen kimse eleştiri olarak ele almasın, sadece son dönemde basında konuşulan konular ve burada konuştuğumuz konular ile ilgili bilgi vermek istedim.


    4-Yukarıda izah ettiğim sebeplerden dolayı özellikle emisyon donanımları ile oynanmasına, iptallerine tamamen karşıyım. Zaten bu durum çevre kanunlarımıza da aykırıdır. Eğer bunlar yapılmaya devam ederse, bir 10 yıl sonra ne trafikte, ne kapalı bir otoparkta nefes dahi alamaz hale geleceğiz.

    5-Artık bu konular Avrupa’da da çok yoğun tartışılıyor. Aşağıda verdiğim linkten İngiltere’nin değerli otomobil magazini Autoexpress'in bu konu ile ilgilimakalesini okuyabilirsiniz.

    Euro 6 emissions standards: what do they mean for you?
     
    domestos, obi_van, immmir ve 3 kişi daha bunu beğendi.
  16. domestos

    domestos (Veli Azak) Yetkili Kişi

    Araç Markası:
    Mazda 626 GF 1998 AT
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz-Sedan
    Bilgilendirme ve yorumlar yine ve yine harika olmuş abi. Ellerine sağlık.

    İnsanlarda ve dolayısı ile toplumlarda bilinç olmadığı sürece bu sömürü ve kullanma birilerinin ekmeğine yağ sürecektir.

    Bilinçli insanlar da; bir şeyleri anlatarak toplumu aydınlatmak için çırpınmaya ve yaftalanmaya devam edecektir.
     
  17. Murat

    Murat Yılmaz

    Araç Markası:
    Mazda Atenza - 07
    Araç Renk ve Tip:
    Gümüş Gri
    İsviçre'de wosvos satışları yasaklandı diye bir haber okudum.

    Yüce Türk insanı kafası: Bir kaç ülkede daha yasaklansa geçge 3 ay bekleyeceğime 1 ay beklerim :D
     
    Güven ve immmir bunu beğendi.
  18. kadir

    kadir Aktif

    Araç Markası:
    Mazda 3 A/T İmp. 2012
    Araç Renk ve Tip:
    Karamio-Sedan
    Emisyonuda berbat bunun ne olacagi belli degil diye oluculer baslar :-D
     
  19. naziii

    naziii Katılımcı

    Araç Markası:
    2010 - Mazda 3
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz - Hatchback
    Bizim ülkemizde az yakıyorsa sorun yok varsın çevreyi kirletiversin varsın dolandırılalım.az yakıyor ya sen ona bak mantığı ile wv'nin bu ülkede yara ve darbe alacağını hiç sanmıyorum.
     
    domestos bunu beğendi.
  20. domestos

    domestos (Veli Azak) Yetkili Kişi

    Araç Markası:
    Mazda 626 GF 1998 AT
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz-Sedan
    Tamamen aynı fikirdeyim... Özellikle de; distribütörün ülke yönetimine yakın olması, istediği kanun veya düzenlemeyi yaptırabileceği düşünüldüğünde fosurgenin Türkiye ayağına bir şeycik olmaz dedirtiyor...
     

Sayfayı Paylaş