28DR925 Günlüğü

Mazda 3 2006

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2006 Mazda 3
Araç Renk ve Tip
Siyah Sedan
Merhaba Arkadaşlar,

Sizler ile tanışmıştık. Fakat girizgah olması adına tekrar kendimi tanıtayım. İsmim Melih, aranıza Ankara'dan yeni katıldım. Özel bir firmada satış uzmanı olarak görev yapmaktayım. Plastik komponent üzerine üretim yapıyoruz. Eski turizmci (sonradan metal, talaşlı imalat sanayi (CRANKSHAFT)) sanayici, ve yeni plastikçi olarak aranıza katılmış bulunmaktayım. Kişisel merak edilen soru ve sorunlara da elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. (en kötü ihtimalle yardımcı olacak arkadaşı tedarik edebilirim :) )

Uzun araştırmalar sonucu bir çok marka ve model arasından, çekik gözlü, sürekli eğilip kalkan, kısa ve samuray arkadaşlarımızın icadı olan "Mazda" Marka "3" model "sedan" "siyah" aracı satın almış bulunmaktayım.

Araştırmalarım sırasında edindiğim tecrübeleri yaşadığım hayal kırıklıklarını siz değerli Mazda kullanıcıları ve aynı şekilde Mazda kullanmayı düşünen diğer arkadaşlar için kaleme almayı planlıyorum. sürçülisan edersem şimdiden affola.

arkadaşlar bu konu altından neler yazmayı planlıyorum önce onları sıralayayım sizlere;

1) Eski aracımı satış sürecim.
2) Alınacak aracın marka ve model seçimi aşaması.
3) Seçilen marka ve modele yönelik araç araştırma aşaması
4) Alınan araç ile ilgili işlemler. (gerekli / keyfi modifikasyonlar ) (usta tamirhane yorumları ve tavsiyeleri)

Öncelikle belirtmek isterim ki okuduğunuz ve okuyacağınız yazıların tamamı kendi yorumum ve kişisel tecrübelerime dayalı (birazda felsefi) düşüncelerimi içerir, zira bu konuda otorite olmadığım varsayılırsa benimle aynı fikirde olmayan kimselerin olması da gayet tabi. Dolayısıyla (her ne kadar açık da olsam) olumsuz eleştiriler ile vakit kaybetmeyin. beğenmediyseniz kapatın gitsin.
Zaman ayırıp okuyanlara iyi kötü yorum yapanlara şimdiden teşekkür ederim.

Arkadaşlar gayri ihtiyarı ülkemizde çok bilinmeyen bir kaç hususa açıklama getirmeye çalışacağım.
Mal nedir ? Değerini ne belirler ?
Bildiğiniz üzere tüm yaşam destek fonksiyonlarımızı idame ettirebilmek için (çünkü kulluk vazifesini idame ettirmek ilk vazifemiz) içinde bulunduğumuz evrende Yaradanın kudretiyle yaşam sürmekte ve gerek biyolojik gerek fizyolojik gerekse psikolojik gereksinimlerimiz sebebiyle (yaradılışın muhteviyatından ötürü) bir takım tüketimler yapmamız gerekmektedir. işte bu tüketilen maddi nesnelerin tamamına mal diyebiliriz.
İhtiyaç duyulan bu gereksinimlerin ( kişiye göre değişkenlik gösterir. kimisi zorunludur kimisi değildir) karşılanabilmesi için bedel ödenmesi gerekir (günümüzde para)
insan unutsa da sayılabilir varlıkların tamamı değersizdir. sadece sayılamayan ve bilinmeyen ve az bulunan dünyada en değerli olarak kabul edilir. (yani ölçüt budur) bu durumda çoğunuzun aksine azınlık bu en değerli şeyin "ZAMAN" olduğunun farkındadır. kimse ne zaman öleceğini bilmez (Allah herkese sıralı hayırlı ölüm nasıp etsin)
işte bilinmeyen bu kaynak ( yani zaman ) etrafında sahip olduğumuz ve olacağımız her şeyin değerini belirler. herhangi bir nesnenin ham maddesini temin etmek üzere harcanacak zaman,ham maddenin temin edilebilirliği ile doğru orantılı olarak, malın fiyatını belirler. basit örnekle az bulunan malı üretmek için sarf edilen zaman (işçilik) malın pahalı olmasını, tam tersi ise ucuz olmasını sağlar. temel prensip budur. (yine kısır döngü olarak mal elde edebilmek için en değerli varlığınız "zamanınızı" harcamanız gerekir. )
(Tabi bunu da etkileyen faktörler var fakat konuyu çok dağıtmayacağım)


Sanırım yukarıda yazdığım mal nedir değerini ne belirler sorusuna kısmi de olsa fikir sahibi olmak açısından yardımcı olmuştur. Gelelim formumuzun esas konusu olan binek araçlarına,

insan yaratıldığı ilk zamandan bu yana tüketmeye, tüketmek için yer değiştirmeye, yer değiştirmek için çeşitli yollara başvurmuştur. bunlardan en güzeli (bence) emrimize tahsis edilen (şükürler olsun yaratan yüce ALLAHA) bineklerimizdir. günümüz binekleri ile eskiler kıyaslandığında arada aslında hiç fark olmadığını göreceksiniz. ister yaşayan organizma ister metal yığını olsun kullanılan tüm binekler eskimeye yıpranmaya bakıma ve masraf yapılmasına muhtaçtır. (zaman kazanmak için zaman harcamak gerekir)

bence bu kadar girizgah yeterli gelelim tüm bu bilgiler ışıgında esas konuya;

1) Arkadaşlar, 2009 senesinde 3üncü sahibinden aldığım ilk aracım olan 1995 model sedan mercan yeşili FIAT Tempra aracıma 8 seneye yakın keyifle bindim. Aracımı babamın iş yerinde çalışan samimi bir arkadaşından 130.000 km de alarak 275.000 km de 2017 şubat ayında sattım. 7.500 tl ye aldığım aracıma sahip olduğum süre zarfında 8/9000 tl civarı masraf yapmıştım. kaportasındaki kronik güneş yanığı problemini saymazsak,işleyen saat gibiydi ve çok bakımlıydı. her ikinci el araç gibi ufak tefek masrafı bakımı elbette vardı. Zira unutmayalım, temizlenen kirlenir, yiyen acıkır, kullanılan eskir. Olgu ne olursa olsun zamanın etkisine canlı cansız hiç bir varlık dayanamaz.
Aracımı "Malum İnternet sitesine" ilana koyduktan (yani yayınlandıktan) takribi 2-3 saat sonrasında telefonlar gelmeye başladı. Hepimizin başına gelen (gelmemiş olanlar merak etmeyin henüz araç satmamışsınız demektir, kesin yaşarsınız :) ) trajikomik olay ve sorular ile karşılaştım.
En çok değinmek istediğim konuysa ülkemizdeki (güya) çakal galerici ve emlakçıların ( dürüst insanları her zaman tenzi ederim ama emlak ve galeri sektöründe dürüst çok az insana rastladım "ne kadar emlakçı ve galericiyle muhattap oldun ki çok az rastladın"sorusunada"bu tecrübeyi edinecek kadar hatırı sayılır sayıda" cevabını verebilirim zira eski mesleğimin turizm olduğunu söylemiştim. ) " boyalı,hasar kayıtlı vs.vs.araçlar için şehir efsaneleri ile bahaneler üreterek haksız kazanç elde etme çabası sonucunda milli sermayemizin ve mallarımızın (araçlarımızın) değerini yerin dibine sokma sürecinden de dilim döndüğünce bahsetmeye çalışacağım.
Aracıma piyasa değeri olan 11.800 tl fiyat belirledim. elimde birikmiş miktarımı,ayrıca benimde alacağım araçtaki bakım vs.masrafları göz önünde bulundurursa ortalama bir rakamla 25-30 bin aralığında bir araç bakmaktaydım.
Formül basit
Bu hesaptan şaşmamak adına tayin ettiğim fiyata malımı satma gayretindeyken,sırf haksız pazarlık ( ki pazarlık sünnettir ve bence kesinlikle yerine getirilmelidir) amacı güderek olmadık bahaneler söylendi. teklif edilen (ahlaksız) rakamları saymıyorum bile 5000 olurmu? 6000 bin versem kalanını taksitle versem olurmu? araç boya istiyor 9000 liraya verirsem hemen gelip alayım. vs vs hepsini reddettim. (bide sözüm ona sıkı pazarlıkçılar var ya biraz işten anlayan, en çok onlara tavım. gerçekten ilgileniyor iş biliyor görünümünde ki ölücüler bildiniz siz onları :) )

Ya arkadaşlar ben bu memleketteki hasar kaydı boya takıntısını anlamıyorum. Boya zamanı gelmiş,kaza yapmış araçları hurdalığa mı atalım? Canımızı tehlikeye atacak aşırı şase bozukluğu,tamir edilemez derecede büyük hasarlar gibi büyük problemler yoksa tabiki yaptırıp binmek gerekli. Hem ülkede otomobil tamiri kalkınsın hemde dışa giden sermaye hiç değilse kulanıma devam ederek bir kısmı Türkiyeye fayda sağlamaya devam etsin. (günümüz sök tak tamircilerini kastetmiyorum onlar bu kazanması gereken güruhtan değiller. belliki bir sıkıntın var giriyorsun tamirhaneye "abi parçacıdan al gel değiştirelim diyor" :) yahu bi bak tamir et işçilik yap parça parasını gavura verene kadar yarısını sana vereyim. Ama yooooook "sök" "tak" "ver parayı" "niye naptın ki" "e tamir ettim" :D
Yazık ki hepimizi zamanımızı harcayıp binbir zahmetle kazandığımız para ve milli sermayelerimizi birazcık lüks binekler edinelim diye yurt dışına yatırıyoruz. 6 ton buğday üreterek 1 adet malum 5 para etmez telefondan satın alabiliyorsunuz rakamsal olarak. 6 ton buğday 1 yılda binbir zahmetle,1 telefon banttan 15 sn.de çıkıyor. Havası,gerekliliği batsın.Bizim ülkemizi zamanımızı çalarak yoksullaştırdılar. Hiç birimizin gerçekten ihtiyacı da yok.İtiraf edemiyoruz ama adımız gibi biliyoruz.
Dişimizle tırnağımızla kazandığımız paralarımızı 1 saatte banttan çıkan lüks araçlara yatırdığımız yetmez gibi her malı kullanmak yerine heves olarak görüp sürekli yeni ve sıfırıyla değiştirdiğimiz için kendimizi ciddi derecede sorgulamalıyız. Fakirleşmemizin sebebi lüks tüketimden ziyade "BENCE ADAM GİBİ TÜKETEMEME" yani israf.
Neyse sonunda bir biniciye pazarlıkla 10.500 tl ye aracımı sattım. Her kusurunu bir bir saydım. Alan gönüllü olarak aldı (benimde bilmediklerim müstesna) Sizlerde aracınızı satarken tavsiyem nacizhane ihtiyacı olan binecek kimselere "para da para" demeden vermeniz olacaktır. Unutmayalım ki zincirleme tepki ile bizlerde her daim satıcı ve müşteriyiz. aldığımız ve sattığımız malın ne olduğunu "malın değeri" kısmında izah etmeye çalıştığım şeylere dikkat ederek yapalım. Zira unutmayın 4 lastikle canın,ALLAHA emanet yolda giderken kaportanın boyası seni korumaz.Freni tutacak,düzgün gidecek.İlk kıstas,bir araç için bu olmalı daima. Sonrası basit fıs fıs iki boya üç çekiç darbesi (bir miktar "zamanla" çözülür). Satılan mal kıymetli,alınan mal değersiz değildir. İNSAN değerlidir ve insan olarak birbirimizin kıymetini unutmadan makul ölçülerde mala mukabil harcanan zamanı kıstas alarak ticaretlerimize yön vermeye, haksız kazanç, haram mal, gözü doymazlık, hep ben, sadece ben gibi art niyetli davranışlar ve kötülüklerinden arınmaya çalışırsak sonunda ALLAHIN izniyle hepimiz kazanmaya çalışalım.

Aracımı satış sürecim budur. Tekrar okuduğunuz için teşekkür ederim. Hepinize keyifli forumlar

(Not;sizlerin tabiriyle"benim guzu"da aşağıda)(fırsat buldukça sürece ve dilim döndüğünce tespitlere en önemliside forumumuzun esas amacı olan ve halihazırda başlamış olduğum tamirat, tadilat, bakımi ve modifikasyon süreçlerini elimden geldiğince açık ve detaylı tarif ederek hem usta hem tamirhane atölye tavsiyeleri yapacağım.)



IMG-20170404-WA0024.jpg
 

romulus

Aktif
Konum
Kayseri
Araç Markası
Sephia
Araç Renk ve Tip
Sedan
Kafam çorbam oldu :) Kendimi felsefik akımların tanımını mı okuyorum diye sorgulamadım değil.
Güzel yazı olmuş, aracınızı kazasız belasız iyi günlerde kullanmanız ümidiyle.
 

mustafayk

Aktif
Konum
Bolu Merkez
Araç Markası
Nissan maxima 2.0
Araç Renk ve Tip
Gri-bronz
Okumam şimdi bitti:D:D çok güzel şeyler yazılmış çok güzel konulara değinilmiş.. Güzel yazı olmuş elinize sağlık.
 

immmir

Aktif
Konum
Ankara
Araç Markası
2012 Mazda 3 Touring D
Araç Renk ve Tip
Kristal Beyaz-Sedan
Aracınız hayırlı uğurlu olsun, kazasız belasız kullanın inşallah.
 

Mazda 3 2006

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2006 Mazda 3
Araç Renk ve Tip
Siyah Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #7
teşekkürler arkadaşlar hepinize,
devamı gelecek inşallah.
araç şu anda rem oto da çelik subap takılsın diye götürmüştüm, malumunuz sanayiye sokmaya gör, motoru açınca bir daha kapanmam demiş.
Motor komple sıfır yapılacak, anlaşılan terletecek biraz.
sizleri çok sıkmadan bu aracı adam edene kadar tüm işlemleri sayıp dökeceğim inşallah.
 

Recep DEMİRCİ

Katılımcı
Konum
Bursa
Hayırlı olsun güle güle kazasız belasız kullanın inşaallah.
Malın ülkenin zamanın kıymetini bilen ve herşeyden önce Yaratıcımız olan Allahü tealaya şükranlığını yerine getirmeye gayret eden şahısları Allah için çok seviyorum. Rabbim doğru yoldan ayırmasın. Bende kafama şu an en yatan model 30-35 bin tl aralığında 20 mayıs gibi Mazda 3 inşaallah.
 

süleyman46

Aktif
Konum
Mersin - Kahramanmaraş
Araç Markası
Mazda 6 2010
Tekrar hoş geldiniz. Hayatta hiçbir şey tesadüf değil. Bu forum, bu denli kaliteli ve Allah korkusu olan insanların bir araya gelmesi (kendimi tenzih ediyorum) bu kadar kaliteli paylaşımların bir araya gelmesi tesadüf değil.

Yazınızın devamını bekliyorum. Kolay gelsin. Ne gibi modifiyeler var kafanızda?
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Tekrar hoş geldiniz. Hayatta hiçbir şey tesadüf değil. Bu forum, bu denli kaliteli ve Allah korkusu olan insanların bir araya gelmesi (kendimi tenzih ediyorum) bu kadar kaliteli paylaşımların bir araya gelmesi tesadüf değil.

Yazınızın devamını bekliyorum. Kolay gelsin. Ne gibi modifiyeler var kafanızda?
İlk paragrafı bazen çokça düşünüyorum, sonra gülümseyerek şükrediyorum hocam... :) Aynı düşünce ve felsefe etrafında iyi niyetle toplanınca Allah da veriyor demektir. İspatı da, Mazda Garaj. :)
 

Mazda 3 2006

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2006 Mazda 3
Araç Renk ve Tip
Siyah Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #15
Arkadaşlar Merhaba,
Nasılsınız?
Hafta sonu yoğunluğu ve hafta başında yorucu bir iş gezisinden sonra müsait bir zaman yakaladım ve ilgili yazının bir aşaması hakkında da sizlerle istişare etmekten onur duyuyorum. Hiç lafı dolandırmadan konuya gireyim.
2) Alınacak aracın marka ve model seçimi aşaması.
Malumunuz aracımı sattıktan sonra namı değer sizlerin tabiriyle benim "gara guzu" :) yu takribi dünya çapında 80-100 marka (tahminim) 1.000-1.500 farklı model arasından nasıl seçtim ve satın aldım, bu yazımızdaki konumuz bu olacak. Ve umarım ister Mazda ister diğer marka model araçlar için araştırma yapan siz değerli garaj okurlarına naçizane yol göstermeye yardımcı olacaktır.
Dikkat eğer ilk yazıyı okuduysanız, yine bol miktarda felsefi düşünce ve kişisel görüş içerir. şimdiden sürçülisan edilirse af ola.
Arkadaşlar, araç alırken ya da seçerken bir çoğumuz etrafında bildiği güvendiği bir yerlere/kişilere danışır. Hepimizin maruz kaldığı, araç alacakları da maruz bıraktığı ortak bir konu da eğer samimi bir şekilde seçilecek aracın markası modeli ile ilgili bilgi almak amacıyla bir yakınınız arkadaş yahut akrabanız gibi sırf birazcık arabadan anlıyor diye bilgi danıştığınız kimselerin sizi yanlış yönlendirmesidir. Yok” o araba alınmaz”, “o arabada şu kronik sorunlar var”, “temizini bulamazsın”, “piyasası yok”,” elinde kalır”, “o para ona verilmez” vs. vs. şimdi saymakla bitmez.
Meşhur çizme hikayesini anlatalım da bu tarz adamların kulaklarına su kaçıralım. Zamanın birinde ünlü bir ressam çizmeli bir adamın olduğu bir tablo çizer ve sergisine dahil eder. Sergide ziyaretçiler ile konuşurken sanattan çokta anlamayacağını düşündüğü bir adamın galeride gezdiğini görür. Bir ara adama gözü takılır çizmeli adamın olduğu tablonun önünde dikilmiş dikkatlice bakarken görür. Merak eder ve yanına gidip sorar
“Merhaba bu tablo ile bu kadar çok ilgilenmenizin nedeni nedir?”
Adam cevap verir
“Bu çizme olmamış çizememişsin ondan bakıyordum”
Ressam;
“Hm siz ne iş yaparsınız?”
Adam;
“Çizme atölyem var yıllardır çizme üretiyorum”
Ressam;
“Üstat olumlu eleştirin için çok teşekkür ederim. Lütfen daha iyi nasıl çizeceğimi anlatır mısın?
Demiş ve adamla çizme üzerine biraz sohbet etmişler. Tabi bu arada ressamın bu olgun hareketi (ki insan ne zaman eksik olduğu noktaları fark eder, işte o zaman eksiksiz olma yoluna doğru ilerlemeye başlamış demektir.) çizmecinin hoşuna gidince birazda galeride onca kalantor insan içinde kendiyle ilgilenilmesinin verdiği ego sarhoşluğuyla tam resimde başka bir noktaya daha “burasıda olmam… “
Derken Ressam;
“Çizmeyi aşma”
Demiş.
Açıklayalım. Felsefik arkadaşların zoruna gitmesin ama sorununuz bu arkadaşlar bir olguyu anlatıp aynı kafayı paylaştığınız aynı frekanslarda gezdiğiniz insanlardan medet umup kalanını “ganere, it köpek, kıtmir,” bir sürü adı var ne derseniz yerine koymak amacına hizmet ettiğiniz olguya yakışmıyor. O yüzden ben açıklayacağım.
Resim yapmak ressamın çizme yapmak çizmecinin işi. Herkes sınırlarının ve profesyonelliğinin olduğu yere kadar yorum yapsa bu hayatta hoşgörüsüzlük diye bir şey kalmaz. Ama dediğim dedik modunda (bide inadım inat modu eklenirse vay haline ) ukalaca bilmediğin konuya yorum yapıp sürekli kafa karıştırırsan bilgi kirliliğin sonucu olarak (daha önce hem satıcı hem müşteriyiz demiştim) sende kirlenirsin. Hepimiz birer mitomanyak olmaya başladık. Çünkü araştırılmış bilimsel veriler le değil. Şu şöyle dedi. Şu böyle dediyle hayat yürütmeye başlıyoruz. Üstelik “o”” bu”” şu” da ne yazık ki hep çizmeyi aşanlar olmaya başladı. Maddi statüyle birlikte manevi statü uçurumları da çoğalmaya başladı.
Bu hengâme içinde bende bu çizmeci (olmayan) dayılarla çok uğraştım. Ama naçizane yorumum siz araç modeli belirlemeye önce bütçenizden başlayın. Unutmayın alacağınız her 2’inci el araç masraf çıkaracaktır. Ama ne olursa olsun çıkaracaktır. O yüzden ilanlarda “temiz” “al bin” “vur kır” “tut götür” gibi sizlerin aklını bulandıracak süslü kelimelere kanmayın. Alacağınız aracın segmentine göre yapacağınız ortalama masrafları da göz önüne alarak; (sır formülü veriyorum)
Alınacak araç ücreti + devlet masrafları (sigortası vergisi plakası şusu busu) + ortalama bakım ve onarım masrafları + kümülatifin %5 kadar fazlası (ihtiyaten) sizi sürprizsiz binek alımına yönlendirir. Ör; ortalama 10.000’lik bir araç alacaksınız bu segment araçların vergisi yıllık 100+100 TL kasko istemiyorsunuz, alım satım 150 TL plaka 1000 TL masrafı olur ortalama toplam 11.350 %5/6 fazlasıyla +650 =12.000 TL. (“voaalaaa” sürpriz yok inşallah)

Bu hesap sonrasında diyelim 30.000 TL ortalama bütçe ayırdınız. Tümden gelim ile hesabımızı yapalım. Yukarıdaki hesabın tersiyle belirlenen bütçeden önce kendimize bir miktar emniyet ayırıyoruz %5 u 1.500 TL yapar. Kaldı 28.500 TL miz. Bu fiyatlardaki araca yapacağınız min. bakım 1.500/2000 civarı olacaktır. Kaldı 26.000 TL niz. 1000 TL de sigorta satış vs. desek kaldı. 25.000 TL’niz. İşte arkadaşlar elinizde 30.000 TL olabilir ama gerçek bütçeniz 25.000 TL dir. Bu hesapla inşallah süprizler yaşamazsınız (evdeki hesap çarşıya uymaz tabi eklemkte yarar var zira istisnalar kaideyi bozmaz derler.) 26/27 bin araç aralığına bakarak biraz pazarlıkla sürprizsiz bir binek almak çok kolay olacaktır.
İyi hoş da ne alacağız diyosunuz. İşte can alıcı nokta. “İHTİYACIMIZ OLANI”.
İlk yazımda dedim ya israf etmeyelim arkadaşlar. Bu ülkede anlamıyorum özellikle binek araç alırken hp ve kadran sevdamız nedir? Ülkemizde yakıt çok pahalı neredeyse ocak söndürür. E otobanlarda max hız limiti 120 +(%10 trafik akış payı diye biliyorum) buda hadi 132 km/h olsun. Bu araba saatte 1000 km yapsa n’olur 5000 beygir olsa n’olur. Tabi amaç ego tatmin edip sağa sola hava atmak değilse.
Ne zaman bu limitler yükselir yakıt ucuzlar, Araplar gibi 8 silindirli jeeplerden inmeyelim tamam söz .
İhtiyacınızı ben bilmem arkadaşlar ama örnek veririm mesela uzun yol yapıyorsunuzdur cruise kontrol olsun dersiniz. Sıcak memlekette yaşıyorsunuzdur sun roof olsun dersiniz. Şehir içi çok yol yapıyorsunuzdur otomatik olsun dersiniz. Çoluk çocuk kalabalıksınızdır gezmeyi pikniği seviyorsunuz büyük araç tercih edersiniz. vs. vs. hevesten ziyade gerçekten “ben neden araç alıyorum’u” sorgulayıp ona göre bir araç belirlerseniz son adımlara yaklaşırsınız.
Bir diğer konu ise araç aldıktan sonrası. Arkadaşlar otomobiller temelde mekanik parçalardan oluşan demir yığınlarıdır. Sizin kullanış şekil ve sıklığına göre sık bozulup eskirler. Araç alırken yedek parçadan önce daimi sarf malzemesi olan yakıt tüketimine sonrasında yedek parça vs. gibi aslında kafa yormaya değmeyecek şeylere bakmak lazım. Yormayacak diyorum çünkü ALLAH kaza bela vermesin insanın canı sıkıldı diye çanurluk değişmez. plastik aksamlar ise muntazam ve uygun kullanım ile neredeyse sonsuz ömürlüdür. metal yağ ile çalışan parçalarında ömrü vardır ( ki zaten bakım masrafı ayırdık. yapıcaz bakımını binicez inşallah) yağ filtre vs desen her arabada 3 aşşağı 5 yukarı zaten mecbur aynı fiyata kullanıyorsunuz. Tabiki önemli ama emin olun bir ticaretten caymak için gerekli bahane/sebepler değiller. sonraki planlarda çünkü vergi yakıt gibi daimi sarf kalemleri öncelikli olmalı.
Bütçe belli. İhtiyaç belli. Şimdi bu bilgiler ışığında seçenekleri önümüze döküyoruz. Çizmecilere soruyoruz. “Ama çizmeyi aştırmıyoruz. ” “siz siz olun size değer katabileceğini düşünmediğiniz kişiden tavsiyeyi bırak susasanız su almayın. doğru adamı Nereden mi bileceksiniz. Aslında bana göre basit. (tabi bende yanılıyorum . dedim ya otorite değilim :) yada terzi kendi söküğünümü dikemiyodur nedir anlayamadım :). Sorduğunuz sorulara kendi kafasına kendi isteklerine göre mi yoksa senin kafana senin isteklerine göre mi cevap veriyor. Birde verilen cevaplarda bir çıkar ya da art niyet var mı? ör; golf kullanıcısına sordum “aman alma sanayiden çıkamazsın otomatikleri kuru dsg şanzıman sürekli baskı balata yer dedi” “e” otomatik golf 5 in var dedim” “ben düzgün kullanıyorum dedi ” “demek ki benim kullanamayacağımı düşündü”. Tabiki bu bir örnek değil nükte. bu olay yaşandı ama bahsettiğim konuya örnek değil sıradan bir patavatsız işte :).
Seçilen segmentle ilgili markalar arası kıyaslamayı yapıp (yardımcı olabilecek internet siteleri var) sonrasında yaradana sığınıp kararımızı veriyoruz. Ve bu kadardan dönmüyoruz. “En kötü karar kararsızlıktan iyidir” demiş bi vatandaş. Güzel de söylemiş.
Hepinize okuduğunuz için teşekkür ederim. bende paylaştığım fikirler ile alışverişlerimi yapıyorum. sadece otomobil değil her alanda geçerli satın alımlar için uygulanabilir aslında. bazen tabii ki planlananın aksine gelişmeler oluyor ama. en büyük faktör ( hatta aslında tek) KÜLLİ İRADE yani ALLAH CC. nin yazdığı ilahi kader. bizim için en hayılı olanı YARADAN YÜCE MEVLAM TAYİN EDECEKTİR (muradımız hayır sa tabi) Umarım kendiniz, aileniz ve çevreniz için en doğru binekleri seçersiniz. bir sonraki yazıda görüşmek üzere ALLAH hiçbirimizi şaşırtmasın hepimizin yardımcısı olsun. İyilerle karşılaştırsın.

Not; "kara incinin" (hanım öyle diyor) :) masrafları biraz terletti. çok şükür bakımları tamiratları bitti. halen ufak tefek var ama şükür binmeye başlıyorum. Giresun dan Ankara'ya getirmemi saymazsak (niye saymıyorsak) :) ilk uzun yolu mu da önümüzdeki 3 günlük tatilde yapacağım inşallah. (Hafta sonu 1000 km cıvarı ufak bir gezi). Son başlığa geldiğimizde neler yaptık neler ettik ne tecrübeler edindik. kimlerle karşılaştık bunlar da yazılacak (Ankara için) hepinize hayırlı yolculuklar iyi tatiller şimdiden...
 

Mazda 3 2006

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2006 Mazda 3
Araç Renk ve Tip
Siyah Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #19
Merhabalar, hoşgeldiniz. Bir solukta, çayımı soğutarak okudum. Bence " Mazda Garaj " bir dergi çalışması yaparsa editör belli derim. :harika:
Estağfurullah hocam teşekkür ederim dilimizin döndüğünce. (Yani klavyeye basabildigimizce )
 

romulus

Aktif
Konum
Kayseri
Araç Markası
Sephia
Araç Renk ve Tip
Sedan
İşte can alıcı nokta. “İHTİYACIMIZ OLANI”.
İlk yazımda dedim ya israf etmeyelim arkadaşlar. Bu ülkede anlamıyorum özellikle binek araç alırken hp ve kadran sevdamız nedir? Ülkemizde yakıt çok pahalı neredeyse ocak söndürür. E otobanlarda max hız limiti 120 +(%10 trafik akış payı diye biliyorum) buda hadi 132 km/h olsun. Bu araba saatte 1000 km yapsa n’olur 5000 beygir olsa n’olur. Tabi amaç ego tatmin edip sağa sola hava atmak değilse.
Ne zaman bu limitler yükselir yakıt ucuzlar, Araplar gibi 8 silindirli jeeplerden inmeyelim tamam söz .
Güzel bir yazı ve okuyucuyu sıkmadan bitiveriyor.Bu sefer ki pek karışık değil, halk dili kullanmışsınız :)
Hocam alıntıladığım yer çok önemli,sizde can alıcı yazmışsınız gerçi.
Ben 626 aldığım zaman etrafımda eleştirilmiştim,sehiriçi 2.0 motor neyine, boş yere fazladan yakıt,uzun yol yapmıyorsun ki gibilerinden. Hiç şehirdışına çıkmasam bile kullandığım aracın motor gücü çok önemlidir. Ne kadar güçlüyse o kadar yani. Bunu neden yazıyorum, çünkü;
-Araçla seyir halinde iken her daim bana güven verecek(sollamalar),
-Rampada nazlanmayacak,
-Klima açık mı kapalı mı fark ettirmeyecek,
-Şu an sahip değilim ancak taşıdığı geniş vucudu hakkıyla taşıyacak.
Bu liste uzarda uzar.
Ben sırf bu yüzden şehiriçi 2.0 motora binmiştim.Ama etrafıma anlatamadım o ayrı.
2.0 ın ya da güçlü motorun tek eksiği sonra bindiğin aracın en az eskisi kadar güçlü olma zorunluluğu.
Yazdıklarım size cevap olarak gözükebilir ama aslında içimde ki (etrafıma karşı olan) birikimin yansıması.

Bu arada aracınızın adı çok hoşuma gitti. O zaman sizde Jack Sparrow oluyorsunuz.Pardon Kaptan Jack Sparrow :)
 
Üst Alt