Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Japon Otomotiv Endüstrisine Ne Oldu?

Konu, 'Diğer' kısmında st4lk3r tarafından paylaşıldı.

  1. st4lk3r

    st4lk3r Katılımcı

    Merhaba değerli Mazdagaraj üyeleri uzun zamandır kafama takılan bir soruyu paylaşmak istiyorum.

    1985 - 2000 yılları arasında Japon otomtiv endüstrisi büyük bir değişim ve gelişim süreci geçirdi. Nissan Skyline R 34, Mazda Rx-7, Miata, Toyota Supra, Honda NSX, s2000, Mitsubishi Starion, 3000 gt, Eclipse, Acura İntegra, Lancer Evo, Subaru İmpreza gibi efsana raçların yanında birde Lexus ve İnfinity gibi markaların doğşuna şahit olduk. Rally şampiyonluğu japonların tekeli altındaydı, Honda f1'de büyük başarılar kazanmıştı.

    Bu dönemde üretilen araçların bir çoğu piyasayı sarsan, insanların algısı değiştiren modellerdi. Örneğin Mazda miata spor otobillin güç, çuval dolusu para gerekitrmeyen bir zek olduğunu insanlara öğretti. Mitsu ve Subaru küçük motorları, uygun fiyatları, efsane yol tutuşları ile dönemin efsanelerini piste gömmeyi başardılar. Yine Evo ve özellikle İmpreza bir aracın hem hızlı, hem güvenilir ve sağlam hemde aile için kullanılabilecek pratik araçlar olduğunu gösterdiler. Lexus İnfinty ne kadarda üst segmentte zengin ve lüks markaların pazardan silip egemenliklerini yıkamasada rakipsiz olmadıklarını fiyatları daha rekabetçi bir düzeye çekerek bu büyük markaları ciddi anlamada tedirgin ettiler, rekabetle kar marjını aşağı çekitler ve hatırı saylır pazar payını kaptılar.

    Neyse daha fazla uzatmadan asıl meseleye geleyim; bu kadar başarıdan sonra günümüz Japon otomotiv endüstrisi eski efsane araç üretme felsefesi , ruhu ve tutkusundan çok uzak görünüyor. Lexus Lfa, (zaten sınırlı sayıda 500) Nissan GT-R R35 ve son zamanların nadir örneklerinden Brz ve gt-86. Japon firmaları artık böyle araçlarda değilde sıradan ve maliyet bazlı araçalr üzerine yuğunlaşmalarını gerekirecek ne oldu? neler değişiti? Neyin hesabını yapıyorlar? Bu konudaki değerli fikileriniz alabilir miyim?
     
  2. mtutun

    mtutun Üstad Üstad

    Bu konu çeşitli ülkelerdeki otomotiv magazini tarafından da sıklıkla analiz edilir. Ve hemen hemen herkes de, senin özlediğin dönemleri ve o dönemin muhteşem Japon otomobillerini özler.

    Sorun ne? Japon otomotiv endüstrisinin esas patlamayı, sükseyi ve büyümeyi yakaladığı yıllar zaten 1980-1990'lı yıllarıdır. Ancak Japon otomotiv endüstrisinin en büyük handikapı, üretimlerinin çok büyük bölümünü kendi para birimleri ile satamamaktır. Dünya üzerinde global ürün ve enerji ticaretinin ana para birimi USD'dir. EUR USD kadar güçlü olmasa da, Avrupa'daki gücü ile çok önemlidir. Bahsettiğimiz yıllardaki parlamadan sonra Dünya'nın çeşitli bölgelerinde sürekli yaşanan ekonomik sıkıntılar (özellikle bizim 1998 yılında Uzak Doğu krizi olarak bildiğimiz) Yen ile diğer para birimleri arasında çok sıkıntılı parite dalgalanmalarına yol açtı.

    Halen de önü tam alınamamış bu sıkıntılar esnasında Dünya para birimlerini yöneten güçlü pazarlar (ABD ve Avrupa) finansal ve teknik anlamda üreticilerini koruyup, kollayacak tedbirleri aldılar. Örneğin bu dönemlerde ABD'de fabrika kurup, maliyeti de USD'ye bağlamak zorunluluğu elzem oldu. ABD'li markalar küçüldü ama Toyota ve diğer Japonların çoğu ABD'li oldu.

    Avrupa Japonlar için verimli ve ekonomik olmayan küçük dizel motorları destekleyen CO2 bazlı emisyon vergi sistemine geçti, Japonların Avrupa pazarı çok sıkıntılı hale geldi. Üstelik satılan filo ortalam CO2 salınımı uygulaması, Japon markaların Avrupa satışları düştükçe, spor araçlarının satışlarının da yapılamamasını durumunu getirdi.

    Japonya'da birçok göreceli ufak ve hatta Nissan gibi büyük firma finansal olarak zora düştü. Birçoğu diğer üreticilere satıldı, doğru düzgün güçlü Toyota ve Honda kaldı.

    Tabi ki bu durum tüm üreticileri revizyona gitmeye, karsız veya az karlı modellerden kaçınmaya, daha fazla kar getirecek anonim modellere yönelmeye zorladı.

    Günümüzde hemen hemen tüm Japon üreticiler bu zor yılları atlatmış görünüyorlar. Örneğin Nissan Renault tarafından satın alınmış sayılabilecekken, şimdi bu evliliğin büyük patronu. Mazda kendini Ford'dan geri aldı.
    Tabi bilançolarda biraz karlılıklar artınca da tutkulu modeller geri gelmeye başladı. Örneğin BRZ/GT86 projesi gibi... Örneğin yeni bir MX-5'in yeni bir RX-8'in halen konuşuluyor olması gibi.

    Tabi ki Japonlar ders çıkaran ve kolay kolay unutmayan bir millettir. (bizim tam tersimiz yani) Öyle çok kolay ve riskli bir şekilde eskiye dönüş beklemeyin. Çok kontrollü olarak ve sınırlı sayıda bu modeller gelecektir.

     
  3. chaos

    chaos Katılımcı

    Efsane bir dönemdi, Mustafa abinin anlattığı sebeplerden dolayı doyamadan bitti. Bence şanslı bir döneme geldik, en azından aşağıdaki araçları gördük:) Maalesef tüm araçların birbirine benzeyeceği, noktadan noktaya taşıma aracı olarak kullanılacağı bir geleceğe doğru gidiyoruz. Marka satın almalarla beraber gelecekte pazarda 5-6 markanın kalacağı tahminleri yapılıyor. Neyse o geleceğe daha çok vardır herhalde, bugünlerin tadını çıkaralım en azından:)

    Mitsubishi GTO

    [​IMG]

    Toyota MR2

    [​IMG]

    Toyota Supra

    [​IMG]

    Mazda Rx7

    [​IMG]

    Toyota Celicia GT4

    [​IMG]

    Nissan Skyline R34

    [​IMG]


    Mitsubishi 3000 GT VR4

    [​IMG]

    Nissan Silvia

    [​IMG]
     
  4. ezmocesteri

    ezmocesteri Moderatör

    Araç Markası:
    2013 - Mazda 3 Dizel
    Araç Renk ve Tip:
    Beyaz Sedan İmp.
    Vay be neler varmış, bugünler geri gelecek bence, Japonlar sağlam adımlarla yürüyorlar.
     
  5. Oğuzhan

    Oğuzhan Administrator Yetkili Kişi

    Araç Markası:
    99 Astina GT 1.8 Sport
    Araç Renk ve Tip:
    Şampanya-Gümüş H
    Umarım gelecekte Mustafa abinin söylediği gibi kontrollü bir şekilde piyasada görürüz bu özgün sanat eserlerinden :)
     
  6. faroz_52

    faroz_52 Aktif

    Kontrol şart
     
  7. st4lk3r

    st4lk3r Katılımcı

    Mustafa abi bu konu ile ilgili bir çok yabancı makale ve inceleme okudum video, haber izledim. Fakat gerçekçi veriler yerine daha mistik bilgiler hakimdi örneğin bu dönemle ilgili olarak Jeremy Clarkson Japonların teknik anlamda çok iyi olduklarını fakat tasarımlarını içten!!!! gelerek yapmadıkları için kaybettiklerini söylemişti :) Ekonomik etkenlerden pek kimse bahsetmiyordu. Bahsettiğiniz gibi Reno-Nissan evililiği, (Nissan'ın başarısını Carlos Ghosn'un şahsi başarısı sanıyordum :) ) Daewoo gibi markaların krize girmesi GM ve Ford'un elinin atmadığı firma kalmayışı gibi eski olayları hatırladım. Çok güzel ve özet bir makale olmuş emeğiniz ve paylaşımınız için teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

    Hazır global pazardan söz açılmışken birkaç konuda da fikrinizi belirtirseniz çok memnun olurum. Alman premium markalar gerek üretim sayısı, gerek ekonomik güç, gerekse üretim teknolojisi bağlamında diğer markalarla aralarında eskisi gibi çok büyük uçurumlar yok diye düşünüyorum. Artık alt segmentlerede üretim yapıyorlar ürettikleri araçlar zaman zaman bu alt segmentin önemli markalarının altında bile kalabiliyor. Bu nispeten alt segment araç üretimi, şimdiye burun kıvırdığı segmentlere rekabete girişmesi pay kapmaya uğraşması, piyasadaki downsizing akımı, ucuza araç malestme çabası, Reno-Pejo gibi firmalarla ortak motor anlaşmaları gibi etkenler ışığında bu Alman otomobil sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce yakında lider koltuğuna geri döner mi? Yoksa 1960'lara kadar Amerikan araçları, 1990'a kadar Alman araçları, bundan sonra ise koltuk japonların gibi bir öngörü yerinde mi olur. Fikrinizi alabilir miyim? Saygılarımla iyi günler dilerim.
     

Sayfayı Paylaş